En son ne vakit Başkomiser Nevzat’ı okumuştunuz? Ayrılalı çok oldu mu? Hani o naif, alçakgönüllü, saygılı ve kibar polis Nevzat’tan bahsediyorum. Bazen o kadar Ahmet Ümit’e içerleniyorum ki bu içerleme sinire dönüşüyor. Çünkü ben daha bir kitabını bitiremeden yeni bir kitap ile karşıma çıkıyor. Sen Yaz iyi adam, ben her öyküde seni görüyor ve seninle İstanbul sokaklarını dolaşıyorum. Aynen yazdığın gibi durmayan yağmur, seslerin içinde bulmaya çalıştığım bir bilmece veya vermeye çalıştığın müzik. Ben duyuyorum.
Yırtıcı kuşlar zamanından bahsederken aklıma İstanbul’da Nevzat ile dolaştığım semtler gelir. Onunla birlikte Balat’ta İstiklal’de veya Sarıyer’de gezerken ipuçlarını toplarız. En çok sevdiğim taraf ise karakter ile bütünleşebiliyor olmam. Çünkü bir noktadan sonra artık Nevzat değildi dolaşan, kovalayan ve ipucu arayan. Bendim.
İşte bu serüvenin içinde sizi bırakan bırakan yazar, aslında hepimizin içinde var olan bir Nevzat karakteri ortaya çıkarıyor. Sevdikleri için endişe eden, yalana ve haksızlığa karşı duran, adalete inanan ve onun uğruna savaşan, iyiyi ve herkesin mutlu olmasını isteyen bir kişilik bu. Kimbilir belkide herkesin içindeki bir Nevzat’a temas ettiği için bu öyküler her zaman keyifle okunuyor.
Gelin son aşamada yazarın hayata dair satır aralarında ilettiği birkaç nota bakalım:
- İhanetin en kötü yanı sadık insanlara duyduğumuz güveni de yok etmesidir.
- Liyakatin yerini adam kayırmacılık, siyasi yada şahsi menfaat alınca işler rayından çıkıyor.
- Duyguların mantıkla alakası yoktur ki saçma olsun.
- Evin camdansa komşuna taş atma
- Bir kere sınırı aşan için artık sınır yoktur.
Son cümle ise yazının başındaki Lao Tzu’dan gelsin. “Gördüğün şey, gerçeğin yalnızca bir yüzüdür.
Keyifle okumalar dilerim.
Kitap Sipariş : https://app.hb.biz/9kcb6Y6fK5R9
CengizSelcuk.com’ u Takip Edin :
Abonelik Formu :
















