Gaziantep

Türkiye
By on Mayıs 12, 2017

Gaziantep Gezilecek Yerler

Acıkanlar için Gaziantep
Planlanmış bir gezi turu. Uçak biletleri ayarlanmış, üzerine günler öncesinden konuşulmuş, gün içinde neler yeneceği hesaplanmış bir Gaziantep gezisi. Kalabalık bir arkadaş grubu olarak planlanan gezi farklı programların çakışması, verilen sözlerin tutulamamış olması ve son gece mide problemlerini de saymaz isek 4 kişi olarak tamamlama şerefine nail oluyoruz.

Zeugma Antik Kenti’nde Bulunan Çingene Kızı Mozaiği. Bulunduğu Menad evindeki tüm eserler kaçakçılar tarafından kaçırılmıştır. Şans eseri toprak altında kalmış ve müzeye kazandırılmıştır. Şeffaf başlığı altındaki dağınık saçları, çıkık elmacık kemiği ve dolgun yüzü kulaklarındaki küpeleriyle çingene kızına benzetilmiştir. Büyük İskender’in veya başındaki asma filizlerden dolayı menadlardan biri olduğu söylensede kimliği hakkında bilgi yoktur. Mozaiğin en ilginç yanı kendisine bakanı her yönden takip etmesidir. Bu tekniğin bir benzerini Mona Lisa isimli tabloda görebilirsiniz.

Gelelim bir günlük yeme turumunuzun nasıl başladığına. Uçağımız saat 8:30 da havalimanına iniyor. Biz tabi kendimizi bir gün öncesinden aç bıraktığımız ve sabah yöresel olan ve bir Gaziantepli olarak güne başlamak istediğimiz için uçakta verilen ikramlara yüz çeviriyoruz. Havaalanından iner inmez arabamızı kiralayıp merkeze doğru yol alıyoruz. Merkezde arabayı park edip kendimizi hemen Katmerci Zekariya’da buluyoruz.

Katmerci Zekariya sabah dükkanı saat 6:00 itibari ile açmakta imiş. Çok geç kalmadan buraya gelmek lazım çünkü günün ilerleyen saatlerinde yer bulsanızda fırından çıkacak katmeri beklemek zaman alacaktır. Efendim geldik oturduk 4 kişi için hanım garson kızımız 2 katmerin yeterli olacağını belirtti ve bizi ikna etti. Sonra kendimize itiraz ettiğmizde geç kaldık. Biz iki kişi değiliz ki ? Üstelik açız. Yanına ne içelim diye sorduğumuzda “Bunun yanında süt içilir” dediler. Yanında sütümüzü alıyoruz.

Katmer, sanılan gibi şerbetli çok şekerli bir tatlı değil. Gözleme ayarında el ile yiyebiliyorsunuz.

Katmer gelir gelmez aklımızda bir fotoğraf çekmek vardı ama herkeste sanırım açlık ağır bastıki fotoğraf çekene kadar katmer kalmadı. Ardından ilave katmer istesekte yoğun kalabalıktan uzun olacağını düşünüp mekandan ayrıldık. Ardından kendimizi Antep sokaklarında dolaşır halde buluyoruz.

Farkettik ki bu yemek bizi kesmedi, köşe başında Beyran Çorbası yazısı gözümüze çarpıyor. İçimizden biri “Antepliler sabah kahvaltıda Beyran içer”. Evet Antepliler Beyran içer, bu doğru bir varsayım. Peki biz Anteplimiyiz ? Hayır.

beyran çorbası

O zaman içelim efendim. Beyran pirinç, isot, sarımsak sirke ve çimdirilmiş et ile yapılan bir çorba. Ama nasıl bir çorba, nasıl keskin ve sıcak. Dokunan yanar arkadaşlar kendinize güvenmiyorsanız pek deneyin diyemem. Çorbayı içtikten sonra artık biz biz değil bir ejderhaydık. Sevenler için efsanedir.

Nereye Gitsek acaba Şirahan , Kale, Bedesten. İyisi mi bir Beyran içelim düşünürüz

Zincirli Bedesten

Ardından Gaziantep’in çarşıları Hanları bizleri bekler. Bakırcılardan, Kavafi’ye Külekçiden Kendirciye , Zincirli Bedesten’den Kemikli Bedesten’e kadar gözümüze çarpan bütün çarşıları kolaçan ettikten sonra bir kahve molasını hakettiğimizi düşünüyoruz.

Kendimize kahve ısmarlamak için fırsat kollarken kendimizi Tahmis Kahve’nin önünde buluyoruz. Tahmis Gaziantep’in en eski kahvelerinden biri ve herkesin bildiği memengiç kahvesinin en güzelini yapan bir mekan olarak göze çarpıyor. Mekan içi ve dışında oluşturduğu görselliği ile de takdirimizi kazanırken kahvelerimiz ile ağzımızda hatırı sayılır bir tad bırakıyor.

Sonraki durağımız ise Gaziantep Mevlevihanesi. Mevlehane Tahmis’in hemen yan tarafında Tekke Cami’nin yanında bulunuyor. Müzeye çevrilen Mevlehane’de dönemin yaşantısını simgeleyen figürleri ve içerdiği el yazması yüzlerce yıllık Kuran-ı Kerimleri, dokuma halıları ile oldukça dikkat çekiyor. Giriş ücretsiz, mutlaka uğrayın.

gaziantep mevlevihanesi

Ardından çarşı yürüyüşümüz devam ediyor. Görkemli Pürsefa Hanı’nı gözlemlerken Attar çarşısına, oradan da Tütün Han’a uğruyoruz. Tütün Han gerçekte’de gördüğünüz zaman sizi içeri davet ediyor ve oradan ayrılmak istememenize sebep oluyor. Buraya kadar gelmişken sıcak havada size serin bir ortam sunacak Mağara Kafe’ye uğramanızı öneririm.

Sıradaki durağımız ise Gaziantep Kalesi. Gaziantep’in mistik dokusuyle ara sokaklarda dolanarak Kale’ye ulaşıyoruz.

 

Kale’nin yapımı tam olarak bilinmemekte 2. veya 4 . yüzyıllarda Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı Bizans döneminde ise (5.yy) bugünkü biçimini almıştır. Memlukler ve Osmanlılar zamanında tadilat geçiren Kale’nin girişinde bir hendek bulunur ve bunun üzerinden açılan bir kapı ile kaleye ulaşılırmış. Yakın dönemlerde restarasyonu yapılan kalenin burçlarına çıkmak mümkün değil, içeri ziyaret ettiğiniz vakit Gaziantep Kahramanlık Müzesini panoramik olarak dar bir karidorda gezebilirsiniz.

Kale yolu yokuşlu ve sıcağın etkisini attırması ile soluklanma maksadı ile bir yere oturma ihtiyacı hissediyoruz. Hemen yakınlardaki Millet Han’a giriş yapıyoruz. İçeri girer girmez geniş bir avluda yöreye özgü canlı bir müzikle bizi karşılıyor Millet Han. Han içindeki fıskiyenin yanındaki bir masaya bırakıyoruz kendimizi. Yemekten içeceğe ve Nargileye kadar pek çok alternatifi barındıran Millet Han’da masamıza gelen çalgıcıların enerjisi ile oradan ayrılmak hiç istemedik. Ayrıca her gün saat 14:00 de canlı olarak baklava yapımını gösteren ücretsiz bir etkinlik de mevcut.
Sonraki durağımız ise Arkeoloji Müzesi. Tepeden Kale etrafındaki ara sokaklarda dolanarak Kamil Ocak Stadyum’una ulaşıp Müze girişine geldiğimizde Müze’nin tadilatta olduğunu öğrenerek bir süküt-u hayale düşüyoruz. Enerjimizi kaybetmeden Zeugma Mozaik Müzesi’ne doğru yürümeye devam ediyoruz. Açıkçası mesafeler yakın gözüksede şehir merkezinden buraya gitmek için önerim taksi olacaktır. Hem zaman ve hemde yol biraz yorucu.

Gaziantep Tarihi Tren

İşte Zeugma Mozaik Müzesi. Neresinden başlamak gerek bilmiyorum. Kent milattan önce 300. yıllarda Büyük İskender tarafından “Selevkia Euphrates” adıyla kuruldu. Ermeni Helenistik dönemi krallıklarında Kommagene Krallığı’nın 4 kentinden biri olan Zeugma, Roma İmparatorluğu’na bağlanarak köprü ve geçit anlamına gelen ismini almıştır. Sasaniler tarafından ise 256. yılında yıkılmıştır.

Zeugma Okeanos ve Tethys Mozaiği. Hayatın Kaynağı Irmak Tanrısı Okeanos ve eşi Tethys.

Zeugma Europa Mozaiği. Europa Suriyeli çok güzel bir kızdı. Güzelliği dillere destan Europa Zeus gördü. Onun güzelliği baş tanrının aklını almıştı.

Müzede Zeugma Mozaik Sanatının en ince örneklerini sırası ile bakarken şaşkınlığınızı üzerinizden atamayacaksınız. Yüzyıllar boyunca bozulmadan bugüne kadar gelebilen ve halı gibi dokunmuş devasal mozikler, resimler ve betimlemeler ile Gaziantep’in en büyük ve görülesi en muhteşem eserleri burada sizleri bekliyor. Mutlaka zaman ayırın.

 

 

Zeugma Akhilleus Mozaiği. Figürde Akhilleus’un ailesinin Troya savaşına gitmesini engellemek için onu Skyros adasına gönderir. Bir kehanete göre savaşa Akhilleus katılmazsa Troya alınamayacaktır ve Odysseus bunun üzerine onu aramaya başar. Kadın kılığında sarayda saklanan Akhilleus’u kurnazca bir planla ile ortaya çıkarır.

 

http://www.zeugmaweb.com/zeugma/oyku.htm
Müze ziyaretimizden sonra artık iyice acıktığımızın farkına vararak taksiye kendimizi atıyoruz. Taksici ile olan muhabbetimizde yemek için elimizdeki isimleri söylediğimizde ” yahu bırakın onları, onlar özelliğini kaybetti ben sizi bir yere götüreyim pişman olmazsınız” dedi. Akabinde önerisini kabul ettiğimizde kendimizi Küşlemeci Mehmet Ustada bulduk.
https://goo.gl/maps/q3W7Kcr9QHS2

Mekanın ve sahiplerinin oldukça misafirperver olduklarını ( Gaziantep’in geneli böyle zaten) söylemeliyim. Kendimizi ustanın sahnesine bıraktık. Sırası ile simit kebabı, kuzu şiş, kaşıklanan salata ve küşleme sundu. Sanırım yemeğin lezzetini tarif edecek kelime bulamayacağım tadmanız gerekecek. Yemek sonrasında gelen havuç dilim baklava ise bölgenin en ünlüsü baklavacısı olan Koçak Baklava’ya aitmiş. Yemekten sonraki durağımızın bu hadiseden sonra Koçak olduğunu söylememe gerek yok sanırım. İddaa edebilirim bu konuda. Eğer Koçak yemedi iseniz yüksek olasılık baklava yemediniz.

Ardından kısa bir yürüyüş turu yapmaya karar verdik. Gözümüze hemen yakındaki Beyazhan çarptı. İçeriye girdiğimizde Gaziantep’te akşam yemeği yenebilecek bir mekan olduğu hemen gözümüze çarptı. Tarihi Han’ın avlusunda beyaz örtülerle tertiplenmiş masalar, yöreye özgü mutfak ve tadları ile kombinlenmiş.

Küşlemeyi tuzlayan Cem Özcan

Çarşıdaki turumuz Kendirli klise’den geçerek son buldu ve dönüş yolunda Gaziantep bundan çok daha fazlası diyerek kendisi ile tekrar buluşmak üzere sözleştik.

Mart 2017
Cengiz Selçuk

TAGS

Mayıs 11, 2017

Mayıs 12, 2017

RELATED POSTS
Çanakkale

Ağustos 12, 2017

Safranbolu

Ağustos 1, 2017

Kastamonu

Temmuz 30, 2017

Tatil Cenneti Alanya

Temmuz 7, 2017

Pamukkale

Haziran 11, 2017

Afrodisias Antik Kenti

Mayıs 31, 2017

Salda Gölü

Mayıs 23, 2017

Marmaris

Mayıs 16, 2017

izmir

Mayıs 16, 2017

LEAVE A COMMENT

Cengiz Selçuk
istanbul

Kim Ayhan Sicimoğlu olmak istemez ki. En iyisini yer, En güzelini görür, Neden mi ? Çünkü o Hastasıdır. Sen neymişsin be ABİ! cengiz@cengizselcuk.com

ARAMA YAP